Z Teorisi

Kütüphanemden Seçmeler 8

William Ouchi, 1981 yılında yayınladığı “Theory Z, How American Business can Meet the Japanese Challenge” isimli kitabıyla, bir bakıma, yeni bir yönetim anlayışının kapısını açmıştır. Bu teori, Japon iş kültürünü temel alan ve çalışanların uzun dönemli istihdamı, sorumluluk paylaşımı, ortak karar alma ve kişisel yaşamlarına duyulan saygı gibi ilkeler üzerine odaklanan bir yönetim modelini ifade eder. Bazı durumlarda, Japon yönetim tarzı ile eş anlamlı olarak kullanılan “Z Teorisi”, Japon iş kültürünü, şirketlere çalışanların daha fazla sorumluluk alabilecekleri ve birçok farklı görevde çalışabilecekleri şeklinde yansıtan bir çalışma felsefesini açıklamaktadır. Bu teori, Japon şirketlerinin başarılarını açıklarken aynı zamanda, Japon yönetim anlayışının Amerikan ortamına uygulanabilir olduğu iddiasında bulunmakta ve bunun pratik yollarını ortaya koymaya çalışmaktadır.  

Ouchi, kitabının girişinde ve ilk kısımdaki dört alt bölümde Amerikan şirketlerinin Japonya’dan neyi, niçin öğrenmesi gerektiğini anlatmakta, Japon şirketlerinin nasıl çalıştığını açıklamakta, Amerikan ve Japon şirketlerini karşılaştırmakta ve Z organizasyonunu tanımlamaktadır.

Okumaya devam et
Stratejik Yönetim, Yönetim içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Strategy Safari

Kütüphanemden Seçmeler 7

1990’lı yıllarda, stratejik yönetim anlayışının ve uygulamalarının değişen dünya koşulları karşısındaki du­rumunu değerlendiren Henry Mintzberg, stratejik sürecin düşünülenden çok daha karmaşık ve değişken olduğu sonucuna varmıştır. Mintzberg, stratejik yönetim olarak tek bir süreçten söz edilemeyeceğini, bu konuda farklı anlayışların ve yaklaşımların olduğunu belirtmektedir.

Mintzberg, 1998 yılında yayınladığı Strategy Safari (Strateji Safarisi) adlı kitabında stratejilerin tanımlamalarını 5P yaklaşımı ile beş grupta sınıflandırarak anlatmaktadır.

Plan (Plan): Strateji, organizasyonun yönünü belirleyip, bu yön­deki eylemlere karar vermesidir. İç ve dış çevredeki değişim­lere uygun tepki verebilmek için oluşturulmuş bir rehberdir. Organizasyonun temel amaçlarına ulaşması için tasarlanmış, bütünleştirilmiş ayrıntılı analizlere dayalı, uzun dönemli, geniş kapsamlı bir plandır.

Okumaya devam et
Stratejik Yönetim içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Ben İyiyim-Sen İyisin

Kütüphanemden Seçmeler 6

Eric Berne’nin Etkileşim Analizinden (Transactional Analysis) yola çıkan Thomas A. Harris, 1967 yılında yayınladığı “I’m OK-You’re OK” isimli kitabında ebeveyn-yetişkin-çocuk şeklindeki üç benlik durumunu “dört yaşam konumu” şeklinde tanımladığı farklı bir boyuta taşımaktadır.

T. Harris, bir çocuğun doğumundan yetişkinliğine doğru farklı yaşam evrelerindeki algıları ile örneklendirdiği modelinde insanın;

  • Ben iyi değilim- Sen iyisin
  • Ben iyi değilim- Sen iyi değilsin
  • Ben iyiyim- Sen iyi değilsin
  • Ben iyiyim- Sen iyisin

Şeklinde dört farklı duygu/algı konumunda yaşadığını açıklamaktadır. Birinci konumda, insan kendisini zayıf, yetersiz ve karşısındakini iyi, yetenekli, güçlü olarak görmektedir. Bağımlı olmayı, uysal davranmayı isteyerek kabul etmekte, karşısındakinden ilgi ve takdir beklemektedir.

Okumaya devam et
Kişisel Gelişim, İnsan Kaynakları içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İnsan İlişkilerinin Psikolojisi: Etkileşim Analizi

Kütüphanemden Seçmeler 5

Eric Berne, 1964 yılında yayınlanan “Games People Play, The Psychology of Human Relations” isimli kitabında insanlar arasındaki etkileşimde benimsedikleri ve kullandıkları üç benlik durumu tanımlamaktadır. Herhangi bir zamanda, bu benlik durumlarından biri ya da diğerinin sergilenmesi, kişinin farklı durumlara verdiği (çoğu zaman duygusal tepkileri yansımaktadır. Berne, Ebeveyn, Yetişkin ve Çocuk olarak isimlendirdiği benlik durumlarını insanların oynadıkları oyunlar ya da roller olarak görmektedir.

Ebeveyn durumunda insan, kendi anne ve babasından öğrendiği ilgilenmek, sınırlar koymak, denetlemek ve emretmek gibi davranışları sergiler. Berne, ebeveyn davranışlarını; koruyan, denetleyen ve eleştiren ebeveyn olmak üzere üçe ayırmaktadır. Eğer kişi ebeveyn benlik durumunda iken baskıcı ya da eleştirici olmaya çalışır veya bir durumu ya da bir kişiyi kontrol altına almak isterse olumsuz davranış özellikleri kendini gösterir. Ses tonu yüksek veya alaycı, sözleri kaba ya aşağılayıcıdır. Yüz ve beden ifadesi sert, gergin ve tehdit edicidir.

Okumaya devam et
Kişisel Gelişim, İnsan Kaynakları içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Orta Düzey Yönetici

1990’lardan başlayarak, son 20-30 yılda şirketlerde orta düzey yöneticilerin sayısının ve öneminin azalacağına ilişkin görüşler ve beklentiler olmuştur. Şirketlerde hiyerarşinin azaltılması, basık organizasyon yapısı ve yalın yönetim anlayışının benimsenmesi bu görüşü desteklemiştir. İletişim teknolojisinin gelişmesi ve uzaktan çalışma trendleri de organizasyonlarda küçülmeyi hızlandırmış ve üst yöneticilerin çalışanlarla doğrudan etkileşimini kolaylaştırmıştır.

Tüm bu gelişmeler, orta düzey yöneticilerin gerekliliğinin sorgulanmasına neden olmuştur. Orta düzey yöneticiler, çevikliği ve esnekliği azaltan, karar alma sürecini yavaşlatan, örgütsel maliyetleri yükselten kişiler olarak görülmüştür. Şirketlerin küçülme veya yeniden yapılanma süreçlerinde orta düzey yöneticiler varlıklar olarak değil masraf kalemleri olarak algılanmıştır. Sonuçta, şirketlerdeki tüm değişim girişimlerinde orta düzey yöneticiler hedef olmuşlar ve zarar görmüşlerdir.

Okumaya devam et
Uncategorized içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Mavi Okyanus Stratejisi

Kütüphanemden Seçmeler 4

W. Chan KIM ve Renée MAUBORGNE, 2005 yılında yayınladıkları Blue Ocean Strategy (Mavi Okyanus Stratejisi) adlı kitaplarında stratejik yönetimde rekabetin oynadığı varsayılan merkezcil rolü tartışmaya açmışlardır. Yazarlar, 15 yıldan uzun süren bir araştırma ve 100 yıldan daha uzun bir süreye ait verilerin incelenmesiyle fırsatları en üst düzeye çıkaracak ve riskleri en alt düzeye indirecek yeni bir stratejik yaklaşımın arayışı içinde olmuşlardır. Onlar, büyük şirketlere ve başarı öykülerine değil büyük dönüşümlere yol açan stratejik eylemlere odaklanmışlar ve bu eylemlerin ortak özelliklerinden yola çıkarak yeni bir stratejinin oluşturulması ve uygulama yollarının geliştirilmesi üzerinde çalışmışlardır.

Bir sektörde rekabet eden firma sayısının uzun dönemde kârlılığı olumsuz etkilememesi gerektiğini düşünen yazarlar, firmaların rekabete girmeksizin kârlarını büyütebilecekleri yeni pazarlar bulabileceklerini öne sürmektedirler. Bu görüş, rekabetin en önemli pazar koşullarını belirleyici güç olarak kabul edildiği ekonomik kavramlara dayalı rekabetçi stratejiyle çelişmektedir. Rekabetçi stratejiler, şirketlerin diğer şirketler rekabete odaklanmayı ve bu şekilde üstünlük kazanmayı temel amaç olarak görmektedirler.

Oysa, Mavi Okyanus Stratejisi, genellikle giderek küçülen pazar talebini paylaşmak ve rakiplerle Kızıl Denizlerde savaşmak yerine, tümüyle yeni pazarlar (Mavi Okyanuslar) yaratarak rekabetten kurtulmakla ilgilenmekte ve rekabetin olmadığı, bir anlamının kalmadığı pazarların yaratılmasına odaklanmaktadır.

Okumaya devam et
Stratejik Yönetim içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yönetsel İşin Doğası

Kütüphanemden Seçmeler 3

Altı yaşında bir çocukken küçük bir fabrikada müdür olan babasının gerçekte ne iş yaptığını merak eden Henry Mintzberg, 21 yıl sonra bu konuyu doktora çalışmasında bilimsel olarak araştırmaya karar veriyor ve 1968 yılında MIT’de tamamladığı doktora tezinde yöneticilerin gerçekte ne yaptığını anlamaya ve anlatmaya çalışıyor. Tezinde, etkili yöneticilerin neler yapması gerektiğini söyleyen diğer yönetim araştırmacılarından ve yazarlardan farklı bir yaklaşım sergileyen Mintzberg 1973 yılında da çalışmasının bulgularını “The Nature of Managerial Work” isimli kitabında ortaya koyuyor..

Mintzberg, giriş bölümünde, kitabının baştan sona yöneticiler, yönetim öğrencileri, şirket çalışanları, yönetim üzerinde araştırma yapanlar ve eğitim verenler tarafından okunabilir olmasını amaçladığını ifade etmektedir. Bir yönetim kitabının hem sıradan insanlar için açık ve hem de akademisyenler için akılcı olmaması için bir neden göremediğini belirtmektedir.

Okumaya devam et
Yönetim içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Japon Yönetim Sanatı

Kütüphanemden Seçmeler 2

1970’lerin sonlarında Batılı şirketler, Japon şirketlerinin olağan üstü başarılarını fark etmeye başladılar. Çelik, gemi inşa, saat, fotoğraf makineleri, otomobil ve elektronik gibi bir­çok sektörde Japonlar, Amerikalı ve Avrupalı şirketleri ardı ardına geçiyor, pazarlarda onlara açıkça meydan okuyorlardı.

1980’lerde Japon şirketlerinin rekabetçi üstünlüğü ABD şirketleri için ciddi bir endişe kaynağı olmuş; şirketlerde, üniversitelerde, danışmanlık firmalarında, televizyonlarda, seminerlerde Japon başarısı araştırmaların ve tartışmaların odak noktasını oluşturmuştur. İşçilik ve sermaye maliyetlerinden toplam kalite yaklaşımına, hükümetin modernleşme teşviklerinden ülkenin silahsızlandırılmış olmasına kadar değişen birçok nedenden söz edilmiştir.

Bu açıklamaların hemen hepsinde gerçek payı bulun­sa da bunların hiçbiri Japon şirketlerinin başarısını tam olarak açıklamıyordu. Hemen her neden için öne sürülebilecek karşı görüşler vardı.

Okumaya devam et
Uncategorized içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

CHEAPER BY THE DOZEN

Kütüphanemden Seçmeler 1

Üniversite yıllarımda ailemle Cağaloğlu semtinde oturuyorduk. Beyazıt’a, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesindeki derslerime yürüyerek gidip gelirdim. Nuru Osmaniye Caddesi boyunca yürüyüp Kapalı Çarşı içinden geçerek Sahaflar Çarşısına çıkardım. Hem gidişte hem dönüşte burası benim durup, dakikalarca tezgahlar arasında dolaştığım, eski kitaplara dokunduğum, kokusunu içime çektiğim bir yerdi.

Sahaflar Çarşısı, o günlerde, eski ve okunmuş kitapların, gerçek sahaf tezgahlarında sergilendiği kutsal bir mekandı. Buradan, eve çok kitap, dergi, çizgi roman taşıdım. Özellikle, İngilizce öğrenmeme faydası olması için basit dille yazılmış kitapları ve satılmadığı için kapağın üstü kesilip sahaflara getirilmiş dergileri ve çizgi romanları alıyordum.

Yan yana, üst üste yığılmış kitaplar arasından seçip aldığım kırmızı kapaklı bir kitap, Frank ve Lillian Gilberth’i ve 12 çocuğunu eğlenceli bir dille anlatıyordu. Özellikle, İngilizce yeni sözcükler öğrenme amacıyla keyifle okuduğumu hatırlıyorum. Bu kitabın, klasik yönetim biliminin öncülerinden olan ve süreç analizi ve süreç iyileştirme çalışmalarını başlatan Gilberth ailesinin öyküsü olduğunu, o günlerde şüphesiz bilmiyordum.

Okumaya devam et
Uncategorized içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Şirketlerde Zor İnsanlarla Baş Etmek

İş yaşamında çalışanların performansını yönetmek ve geliştirmek yöneticinin işinin temel bir parçasıdır. Bu işin zor kısmı, kendisinden beklenen performans düzeyini karşılamayan ve çeşitli sorunlar yaratan insanlarla uğraşmaktır.

Düşük performansla çalışan ve zorluk çıkaran insanlar büyük olasılıkla art niyetli değillerdir, önyargılı bir biçimde, kötü insanlar olarak nitelendirilmemeleri gerekir. Onlar; şikâyet ederek, tembellik yaparak, zaman çalarak ve bazen de zarar verici davranışlarda bulunarak mutsuz ve umutsuz olduklarını dışa vurmaktadırlar. Zor insanlar, belki de iş ortamında kendilerini istedikleri gibi ifade edemeyen, varlıklarının ve değerlerinin fark edilmediğini düşünen, işe yaramadıkları duygusuna kapılan, hayal kırıklıkları yaşayan çalışanlardır. Amaç ve yön konusunda yeterince bilgilendirilmedikleri için çok çalıştıklarını düşünen, ancak akıntıya karşı kürek çekmekte olduklarını fark edemeyen insanlar da

Okumaya devam et
Yönetim, İnsan Kaynakları içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın