Bilgi Ekonomisi

   Günümüzde, insanlık tarihi boyunca yaşamış bilim adamlarının sayısından daha çok bilim adamı yaşamakta ve bilgi üretmek için çalışmaktadır. Bilgi birikimi, geometrik diziyle artmakta ve son dönemde her dört-beş yılda ikiye katlanmakta, diğer bir ifadeyle, son beş yılda bilimsel bilgiye yapılan katkı insanlık tarihi boyunca yapılan bilimsel katkılar kadar olmaktadır. Bilgi Ekonomisi gelecekte yaşamımızı etkileyecek bir gelişme öngörüsü değil, şu anda içinde olduğumuz ve bugünkü işimizi ve yaşamımızı biçimlendiren bir gerçektir.

Bu gelişmelerin ortaya çıkardığı yeni fırsatlardan ve büyüme olanaklarından daha fazla yararlanmak hemen tüm toplumların ortak bir amacıdır. Bilgi ekonomisine geçişin çok önemli rekabetçi üstünlükler sağladığı tartışmasız kabul edilmektedir. Bu nedenle, şirketler ve toplumlar, bilgiyi üretmek, elde tutmak, paylaşmak ve kullanmak için tümüyle yeni ve inovatif yollar bulmak ve geliştirmek için yoğun çaba göstermektedirler.

Bilgi ekonomisinin koşulları içinde çalışmak ve kazanmak için bu ekonomik yapı ve işleyişin özelliklerini ve geleneksel ekonomiden farklarını doğru anlamak gerekir.

 Bilgi ekonomisinde, kıtlık üzerine kurulu ekonomi anlayışı yerini bolluk anlayışına bırakmaktadır. Ekonomide tüm geleneksel kaynaklar kullanıldığında azalır ya da biterler. Buna karşın, yeni ekonominin temel kaynağı olan bilgi paylaşıldıkça ve kullanıldıkça artar. Bu açıdan, geleneksel tanımı, kıt kaynakların en akılcı dağıtımı olan ekonomi biliminin yeniden tanımlanması gerekmektedir.

 Şirketlerin çalışmasında ve başarısında kuruluş yerinin anlamı ve etkisi ortadan kalkmakta, üretim yerinin bir önemi kalmamaktadır. Uygun teknoloji ve yöntemler kullanılarak, sanal piyasalar ve sanal organizasyonlar yaratılmakta ve buralardan 7/24 dünyanın her tarafına hizmet/fayda sunulmaktadır.

 Yasaların, vergilerin, gümrüklerin ulusal temelde uygulanması giderek daha güç olmaktadır. Bilgi, talebin yüksek ve engellerin az olduğu yerlere doğru kolayca sızmaktadır. Bilgi varlıklarının sınırlandırılması, vergilendirilmesi ve gümrük işlemlerinden geçirilmesi giderek daha da zor hatta olanaksız olmaktadır.

 Bilgi açısından zenginleştirilmiş ürün ve hizmetler, daha az bilgi içeren benzer ürünlere veya hizmetlere göre daha fazla prim yapmaktadır. Bilgi yoğun ürünler ve hizmetler sunan şirketler çok önemli bir rekabetçi üstünlüğe sahip olmakta ve çok daha fazla kazanmaktadırlar.

 Ürün ve hizmetlerin değeri büyük ölçüde içeriklerine ve ihtiyaçları karşılama derecelerine bağlıdır. Aynı bilgi farklı zamanlarda farklı insanlar için çok farklı değerler ifade edebilir. Bu nedenle, bilgiye dayalı ekonomide fiyatlandırma ve değerlendirme bilinen yöntemlerden farklı ve yeni yaklaşımlar gerektirir.

 Sistemlere ve süreçlere aktarılan bilgi, insanların kafasında olup onlarla birlikte çıkıp gidebilecek bilgiye oranla daha yüksek bir potansiyel değere sahiptir. Bu nedenle, şirketlerin ve toplumların bilginin üretilmesi/elde edilmesi, kurumsal hafızaya depolanması ve ürün ve hizmetlere dönüştürülmesi konularında giderek daha duyarlı olması ve daha fazla çaba göstermesi kaçınılmaz olmaktadır.

 İnsan kapitali, bilgiye dayalı bir şirkette değeri çok yüksek bir kaynaktır. Buna karşın, çok az firma yıllık faaliyet raporlarında ve finansal tablolarında bunu ele almakta ve değerini hesaplamaktadır. Bu anlayışın yanlışlığı, bilgi şirketlerinde açık bir şekilde görülmektedir. İnsan kapitali şirketlerin değerlendirilmesinde mutlaka dikkate alınmalıdır.

Bilgi ekonomisinin bu nitelikleri, geleneksel ekonominin niteliklerinden çok farklı olduğundan ekonomi politikalarını belirleyenler, liderler, yöneticiler ve bilgi çalışanları yeni bir düşünce tarzına ve yeni yaklaşımlara ihtiyaç duymaktadır. Dönüşümü gerçekleştirmek liderlik, kararlılık ve risk almayı gerektirir. Şirketlerin ve toplumların öncelikle cesur, kararlı, ilham veren ve dönüşümcü liderlere ihtiyacı vardır. Onlar, mevcut yapıların ve uygulamaların tutucu, engelleyici ve değişime direnen yaklaşımlarını kıracak olanlardır.

Kaynak: İsmet Barutçugil, Bilgi Yönetimi, Kariyer Yayınları, İstanbul, 2002, s. 28-30

Reklamlar
Bu yazı Stratejik Yönetim içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s