Bilgilerin Paylaşılması

the concept of education of children.the generation of knowledge

Günümüzde iş hayatında bilginin rekabetçi üstünlük açısından çok değerli bir kaynak olduğu, daha fazla bilgiye sahip olan ve yeni bilgiyi daha hızlı öğrenen şirketlerin rakipleri karşısında önemli avantajlar elde ettikleri açıklıkla bilinmektedir.

Diğer taraftan, bilginin hızla değiştiği, son kullanma tarihinin çok çabuk geldiği, eskiyen bir bilginin hiçbir anlamı olmadığı da bilinmektedir. Bu nedenle, bilginin elde edilmesinin ardından hızla paylaşılması ve kullanılması gerektiği açıktır. Ayrıca, bilginin paylaşıldığında azalmayıp tam tersine çoğaldığı, zenginleştiği da bir gerçektir.

Buna karşın, şirketlerde birçok insan, eğer bilgisinin kendisini farklı kılan değerli bir kaynak olduğunu biliyorsa onu niçin paylaşması gerektiğini anlamayacaktır. Eğer işi bilgi yaratmak ise, kendi bilgisini bir başkasıyla paylaşmanın kendi işini tehlikeye atacağını düşünecektir. Bilginin paylaşılmaması ya da kullanılmaması bazen şaşırtıcıdır. Ancak, insanın doğal eğiliminin bilgiyi saklamak ve başkalarının bilgisini şüpheyle karşılamak olduğunu kabul etmek gerekir.

Bazı yöneticiler, eski iş ve yönetim anlayışından kalma bir alışkanlıkla bilgiyi kontrolleri altında tutmayı tercih ederler ve olabildiğince az paylaşırlar. Onlar, bilerek ve isteyerek sahip oldukları bilgiyi saklarlar. Bilginin güç elde etmek ve güçlü kalmak için önemli bir araç olduğuna inanırlar. Bu, oldukça bencil, çıkarcı ve yanlış bir tutumdur, ancak oldukça yaygındır. Çalışma ortamında şüphe, endişe, güvensizlik gibi duyguların yaygınlaşmasının yanı sıra, bilgi eksikliğinden kaynaklanan kafa karışıklığı, kararsızlık ve çatışma durumlarının yaşanmasına da neden olur.

Bazı yöneticiler, bilginin paylaşılmasının diğer insanlar için yarar sağlayacağının farkında değillerdir. Herhangi bir art niyet olmaksızın, ellerindeki bir bilgiyi, haberi, e-maili veya mektubu okuduktan sonra bir kenara bırakırlar. Bunun yalnızca kendilerini ilgilendirdiğini düşünürler. Başkalarının da bu bilgiye ihtiyaç duyup duymamalarına kayıtsız kalırlar. Bazen de o kadar yoğun çalışmaktadırlar ki bu bilgiyi başkalarına aktarmak için zamanlarının olmadığını düşünürler.

Bir yönetici için bilgisini paylaşmak ya da ortak kullanıma açmak ve başkalarından bilgi istemek yalnızca tehdit edici bir durum değil aynı zamanda ek çaba ve zaman gerektiren bir iştir. Bilginin paylaşılması ve kullanılması kendiliğinden olan bir iş değildir. Bilgi ve enformasyon teknolojisinin kurulmasının her zaman bilginin paylaşılacağı ve kullanılacağı anlamına gelmeyecektir. Bilgi kullanımı ve paylaşımı, kurum kültürünün temel bileşenlerinden biri olmalı, buna değer veren eğitim,  performans değerlendirme, ödüllendirme gibi sistemlerle de desteklenmeli ve motive edilmelidir

Ekip üyeleriyle bilgileri paylaşan yönetici, onların kendilerini daha fazla şirketin parçası olarak görmelerini, daha fazla aidiyet duygusu yaşamalarını sağlar. Şirkette olanlarla ilgili daha iyi bilgi ve anlayış sahibi olmaları, ekip üyelerine ortak sahiplenme, sorumluluk alma, inisiyatif kullanma ve daha nitelikli işler ortaya koyma konusunda ilham verecek ve motive edecektir.

 

Reklamlar
Bu yazı Yönetim, İnsan Kaynakları içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s