Karşı Koyucu Dengeleyici Güç

kkdg-1   kkdg2     Amerikalı iktisatçı K. Galbraith tarafından 1952 yılında yayınlanan American Capitalism adlı eserinde ortaya konulan Karşı Koyucu Dengeleyici Güç (Countervailing Power), iktisadi anlamda bir büyük piyasa gücünün bir başka güç tarafından dengelenmesini ifade eder. Büyük üreticilerin büyük perakendeciler ya da büyük müşteriler tarafından dengelenmesi, güçlü işçi sendikalarının karşısına güçlü işveren sendikalarının çıkması bunun örnekleridir. Galbraith, piyasalarda dengelerin karşı koyucu güçlerin varlığıyla sağlanacağına inanır.

Şirketler arasındaki rekabete dayanan serbest piyasa ekonomilerinin şirketler, toplum ve devlet açısından en iyi sonuçları verdiği; rekabetin özendirildiği ülkelerde büyümenin ve refahın çok daha yüksek olduğu çok sayıda örnekle kanıtlanmıştır. Buna karşın, tüm ekonomik güçlerin devlet elinde toplandığı, rekabetin oluşmasına izin verilmeyen totaliter, sosyalist-komünist ülkelerde sistemler çökmüş ve ekonomiler iflas etmiştir.

Siyaset teorisinde Karşıtlık, Orta çağlarda Roma Katolik kilisesiyle Protestan hareketi arasındaki çatışmaya kadar geriye götürülebilir. Her ikisi de kendi amaçlarına ulaşamamışlarsa da bu süreç, tüm toplumsal organizasyonlarda temel nitelikli bu konunun gündeme gelmesini ve genel anlamda karşıtlık ilkesinin anlaşılmasını sağlamıştır.

17. yüzyıl İngiltere’si Karşıtlık Teorisinin yoğun tartışılmasına ve gelişmesine sahne olmuştur. Egemenliğin mutlaklığı üzerine odaklanan tartışmalar, anayasa teorisinin ve denetim-denge kavramının gelişmesiyle sonuçlanmıştır. İngiltere’deki siyasal uygulamalar teorideki gelişmeye paralellik göstermiştir. Sistemin işleyişindeki dinamikler de karşıtlıklar modeline uygun biçimde gelişmiştir. 1688’den başlayarak, güçler ayrılığı ve denetim-denge ilkesi İngiliz anayasal sisteminin iki temel dayanağı olmuştur.

Bu kısa tarihsel ve teorik anlatımdan sonra konuyu günlük yaşamdan basit bir örnekle açıklamak da mümkündür. Ne tür olursa olsun, herhangi bir aracı kullanmak isteyen kişi önünde bir gaz bir de fren pedalı bulacaktır. Biri harekete geçmek ve hızlanmak, diğeri yavaşlamak ve durmak için oluşturulmuş, birbirlerini denetleyen ve dengeleyen karşıt sistemlerdir. Bunların birinden ya da diğerinden vazgeçmek mümkün değildir. Elbette freni olmayan bir aracı hareket ettirebilirsiniz ve belirli bir süre de gidebilirsiniz, ancak bir kez yokuş aşağı gitmeye başladğınızda, durup duramayacağınızı ya da nerede ve nasıl duracağınızı da kimse bilemez.

Ayrıca, herhangi bir kara, deniz ya da hava aracını kullanan kişi, önünde çok sayıda göstergenin olduğunu görecektir. Bunların çoğu, birbiriyle bağlantılı olarak birbirini denetleyen ve dengeleyen sistemler olarak çalışırlar. Hiçbir araç yalnızca gaza basarak ve hız göstergesine bakarak kullanılamaz.

Bu örnekten yola çıkarak, bir şirketin ya da bir ülkenin yönetiminde denge-denetim mekanizmalarının önemini ve her biri kendi doğrularını gösteren, ancak içsel bağlantıları olan sistemlerinin gerekliliğini vurgulamak mümkündür.

Reklamlar
Bu yazı Yönetim içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s