Çatışmak ve Barışmak

WP_20150604_005             Toplumlarda veya kurumlarda yaşanan çatışmalar çoğunlukla kaçınılmaz, önlenemez sorunlar değildir. Çok sayıda örnekler görmemiz ya da kendimizi sıklıkla çatışmaların orta yerinde bulmamız bunları doğal kabul etmemizi gerektirmez. Bunun aksine, toplumlarda ve kurumlarda çatışmaların gazileri (ya da kurbanları) olmayı kaderin bir oyunu ya da tanrının takdiri olarak görmemek; çatışmasız, mutlu, huzurlu ve güvenli bir yaşam için çaba göstermek gerekir.

Toplumlarda çatışmadan barış içinde yaşamanın temel koşulu ona inanmak ve onu istemektir. Şüphesiz bu tek yanlı bir olgu değildir, bir tarafın istemesiyle barış olmaz. Çatışmalar savaşmayı sürdürerek kazanılmaz, savaşlar barış anlaşmaları ile sonlandırılırsa kazanca dönüşür. Kalıcı barış ise her iki tarafın da kazandığına inandığı bir barıştır.

Barışı istemek, ne pahasına olursa olsun çatışmadan kaçmak değildir. Kendine güvenerek, benliğine saygı duyarak ve aynı şeyleri karşı taraf için de isteyerek açık ve dürüst iletişime girmektir. Kalıcı barışın yolu, eğilmeden, ezilmeden isteklerini ortaya koymak ve haklarını isterken, aynı şekilde, karşıdakinin istek ve beklentilerini dinlemek, anlamak ve gereğini yapmaktan geçer. Bu süreç hiçbir şekilde kabalığı, küstahlığı, baskı ve zorlamayı, karşıdakini aşağılamayı, kin, nefret ve öfke gibi duyguların yaşanmasını da gerektirmez.

Çatışmacı durumlar ortaya çıktığında, savaş rüzgârları esmeye başladığında ya da gerçek bir kavga yaşandığında en doğru davranış tüm iletişim kanallarını açarak sakin, soğukkanlı ve sabırlı bir yaklaşımla dinleyerek, anlayarak sağduyulu bir değerlendirme yapmaktır.

Böyle bir değerlendirme büyük olasılıkla üç farklı durum ortaya koyacaktır. Bu farklı durumların niteliklerini anlamak ve olası sonuçlarını öngörmek çatışmayla baş etmeyi ve çözüme ulaşmayı kolaylaştıracaktır.

Birinci durum, sorunların bir kişiden kaynaklanması ve çözümün de tümüyle onun kontrolünde olmasıdır. Dürüst bir değerlendirme yapıldığında ya da sağduyulu insanlarla konuşulduğunda sorunun kaynağının kişisel yetersizlikler veya davranışlar olduğunu fark edildiğinde yapılması gereken bunları gidermek ya da değiştirmek için karar vermek ve eyleme geçmektir. Açıkçası, çatışmanın nedenlerini ortadan kaldırmak ve barışı sağlamak o kişinin kendi elinizdedir.

İkinci durum, çatışmanın kişinin yakın çevresinden ve etkileme alanından kaynaklanmasıdır. İş arkadaşlarının, bağlı çalışanların ya da yöneticilerin yetersizlikleri veya davranışları sorunun kaynağını oluşturabilir. Bu durumda yapılması gereken akıl yoluyla ve açık iletişimle onları etkilemek ve değiştirmektir. Bir başkasını değiştirmek eğer o kişi istemiyorsa mümkün değildir. Ancak akılcı bir yaklaşımla, insanlar değişime ikna edilebilirler. İnsanlar, değişimin kendileri için anlamlı ve yararlı olduğunu keşfederlerse direnmezler. Önemli olan değişimin anlamını ve yararlarını kanıtlayabilmektir.

Üçüncü durum ise olayların tümüyle kontrol ve etkileme alanları dışındaki nedenlerden kaynaklanmasıdır. Burada, durumu değiştirmek için yapılabilecek hemen hiçbir şey yoktur. Karar vermek ya da akıllıca davranmak bir çözüm üretmeyecektir. Büyük olasılıkla, sabır ve soğukkanlılıkla durumu kabullenmek ve beklemekten başka bir çare bulunmamaktadır. Şüphesiz, öngörülü davranıp, böyle bir durum ortaya çıkmadan önce bilgi edinmek ve gereken önlemleri almak sorunu ortadan kaldırmasa bile zarar vermesini önleyebilir ya da azaltabilir. Bir insan, havanın soğuk ya da yağışlı olmasını değiştiremez, ancak, yağmura veya soğuğa uygun giysilerle kendini koruyabilir.

Bazen sorunun çözümünün zamana bırakılması da önerilebilir. Tepkilerin zamanla yumuşaması, taşların yerine oturması, toz-duman yatıştıktan sonra durumun daha net anlaşılması çözümü kolaylaştıracaktır. Genellikle ilk anda sert ve duygusal tepkiler veren insanlar daha sonra çoğu kez pişmanlık duymaktadır.

Sonuç olarak, toplumda veya iş ortamlarında huzurlu ve güvenli yaşam arzu edenler ve bunun için çaba harcamaya hazır olanlar, karşılaşılan durumların kaynağını, niteliğini ve olası sonuçlarını sağduyulu bir şekilde değerlendirmeli ve duruma en uygun davranış biçimini seçmelidir.

Reklamlar
Bu yazı Kişisel Gelişim, Yönetim içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s