Değişim ve İnsanlar

Değişim her toplumda tedirginlik ve tepki yaratır. Bu durum, özellikle değişimle baş etme konusunda deneyimi olmayan toplumlarda daha belirgin bir şekilde kendini gösterir. Değişime tepkiler toplumun farklı kesimlerinde farklı şekillerde ortaya çıkar.

Geleneksel bir toplumda, liderler değişimin doğrudan etkilerini kontrol altına almada zor anlar yaşar. Onlar, genellikle değişimin insanlar üzerindeki etkilerini tam ve doğru olarak tahmin edemezler. Zamanlarının çoğunu stratejik planlama toplantılarına katılmak, araştırma raporlarını okumak ve bilgi toplamakla geçirirler. Bu liderler, iletişim kurmaktan ve kötü haber duymaktan kaçınırlar. Çünkü değişimi kontrol edemediklerini kabul etmek onlar için zordur. Bu nedenle, kendilerini bilerek ve isteyerek âdeta “izole” ederler. Bir değişiklik duyurulduğu zaman insanların buna uymalarını beklerler. Eğer insanlar değişikliğe direnir ya da şikayet ederlerse yöneticileri suçlarlar. İnsanlar olumlu tepki vermedikleri zaman da genellikle kendilerini ihanete uğramış hissederler.

Yöneticiler, üzerlerinde toplumsal yapı ve işleyişi liderlerin arzuları doğrultusunda “değiştirme” baskısını duyarlar. Farklı yönlere çekildiklerini hissederler. Bu yöneticiler genellikle çoklu önceliklere odaklanmak için ihtiyaç duydukları bilgiden ve liderlik yönlendirmesinden yoksundurlar. Orta yerde yakalanmışlar ve genellikle parçalara bölünmüşlerdir. Ellerinde açık talimatlar yoktur. Artık, daha önceki yönetim yaklaşımlarına cevap vermeyen tedirgin, direnen ya da geriye çekilen insanlar tarafından kuşatılmışlardır. Kendilerini, üstleri tarafından terk edilmiş, suçlanan ve yanlış anlaşılan kişiler olarak görürler.

İnsanlar ise genellikle yöneticiler tarafından duyurulan değişiklikler nedeniyle kendilerini ihanete veya saldırıya uğramış hissederler. Çoğunlukla hazırlıksız yakalandıklarını düşünürler ve olanlara inanmak istemezler. Birçok insan direnme, kızgınlık, hayal kırıklığı veya şaşkınlık ile tepki verir. Tepkiler giderek “geriye çekilme” duvarında katılaşır. Toplumsal faaliyetlerde bulunmaktan ve risk almaktan korkmaya başlarlar. Yenilikçi olmak ve yeni şeyleri denemek istemezler. Uzun süredir sürdürdükleri ve sağlıklı olduğuna inandıkları ilişkilerini, alışmış oldukları yapıyı ve öngörülebilen yaşama kalıplarını kaybetme deneyimini yaşarlar.
Kaynak: İ.Barutcugil, Stratejik Yönetim 101, Kariyer yayınları, 2013

Reklamlar
Bu yazı Stratejik Yönetim içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s